
Buraya hafta sonu Hüseyin'i gördüm, Gelibolu'ya gidebildim tarzında kelimeler yazmayı çok isterdim ama malesef bunları yazamıyorum çünkü gidemedim. Cuma akşamı 19.30'da Hüseyin'i aradım ama o esnada nöbette olduğu için konuşamadık. Nöbeti bittikten sonra arar diye düşünmüştüm ama aramadı, aramayınca bende izin vermediklerini düşündüm ve çok çok üzüldüm ama yine de belki pazar izin verirler ve ben cumartesi gece otobüse biner giderim diye düşündüm. Amaaaa, cuma gecesi boğazımın hafif ağırmasını kaile almadan uyudum, uyumak ne mümkün her yutkunduğumda uyandım. Sonra sabah ateşim tavana fırlamış bir şekilde uyandım, bir yandan da anneme hasta olduğumu çaktırmamaya çalıştım çünkü eğer Hüseyin Pazar izin alabilirse onun yanına gidebilirdim ama annem hasta olduğumu anlarsa göndermez beni diye epeyi bir direndim ama ne mümkün. Gerçi daha sonra anneme söylediğimde çok güldü bana ve sen kendinde o gücü bulduktan sonra ben bir şey demezdim dedi. Bu grip benim hatayımda geçirdiğim en ağır gripti herhalde, hiç bu kadar kötü olduğumu hatırlamıyorum. Dün bloga bir şey yazamamamın sebebi de bundan dolayı, yoksa sevgilimi ihmal etmiş değilim. 3 gündür evde yatak döşek yatıyorum, neredeyse hiç yemek yiyemiyorum, geceleri pek uyuyamıyorum, kısacası korkunç günler geçiriyorum. Şu anda da tam olarak iyileşmiş değilim ama yine de idare ederim işte. Neyse burada önemli olan ben değil Hüseyin, canım sevgilimle Cumartesi konuştuk, benim en kötü olduğum gün (ki yine de sesini duyunca epeyi iyi oldum ama telefonu kapatınca çok ağırlaştım) öğlen saatlerinde aradı ve çarşı izninde olduğunu söyledi ama sadece 3 saat izin vermişler onlara. Ben yarım saat bile olsa, onu görmek için giderdim yanına ama zannedersem o da bunu bildiği için ve benim yorulmamı istemediği için söylemedi izin alabildiğini. Onunla konuştuğumda, zaten gelemeyecektim bu hastalıktan falan dedim ama belki de gidebilseydim hasta olmaya bilirdim. Çünkü küçükken de çok üzüldüğüm zamanlarda hastalanırmışım, şimdi de öyle olmuş olabilir diye düşünüyorum. Uzun zamandır diyordum artık Hüseyin'sizliğe dayanamıyorum diye, gerçekten dayanamadığım şimdi ortaya çıktı galiba.
Dün akşam canım sevgilimle konuşabildim ve o da Cumartesi aşı olmuş :(, çünkü canım sevgilimi arı sokmuş, öldüreceğim Gelibolu'daki bütün arıları. Bu ilk de değil, bir kere de acemilikteyken sokmuştu, ne istiyorlar benim canım sevgilimden, pis arılar, gerçi biz konuştuğumuzda sadece kaşıntı vardı yani öyle çok da kötü bir şey değil ama neden olsun. Şu önümüzdeki 2 gün boyunca konuşamayacağız çünkü Hüseyin'in nöbeti olacakmış :(, yani Perşembe'ye kadar sesini bile duyamayacağım...
Bugünlük ancak bu kadar yazabiliyorum, Aşkım benim, seni çok seviyorum ve seni acayip çok özledim. Umarım 2 hafta sonra yanına gelebilirm, bu sefer çok ümitlenmemeyi düşünüyorum, sonra çok kötü hayal kırıklığı yaşıyorum ve çok üzülüyorum :(((((
Not: Resimde sevgilimi bulamayanlar için ipucu, oradaki en yakışıklı, en kusursuz asker benim sevgilim :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder