
Pazar günü sevgilimin yanındaydım :) ama 7,5 saat nasıl geçti hiç bir şey anladım. Bu çok büyük bir haksızlık, Hüseyin yanımda yokken saatler hiç geçmiyor ama onunlayken saatler sanki saat değil de dakikaymış gibi ilerliyor. Cumartesi günü bütün gün ayağımın üstüne zor bastım, hatta ablam gitmemem konusunda epeyi bir ısrar etti ama ben Gelibolu'ya gidince geçecek dedim ve gerçekten de öyle oldu, otobüsten indiğim andan itibaren hiç bir ağrım kalmamıştı. Sırtımın tutulmasından sonra her yerim dönem dönem ağrıyor, o gün de sıra sol ayağımdaydı, tüm gün topallaya topallaya yürüdüm. Neyse asıl konu, 23.45 deki otobüsüme (Radar) binmek üzere Harem'e gittim, adamlar otobüsün 23.00 de kalktığını söylediler. Ben tabi ki deliye döndüm çünkü Cumadan yer ayrıtmışım, Cumartesi öğlen biletimi almışım ve 23.00 de Kadıköy'den servisi olduğunu, 23.45 de Harem'den kalkacağını söyledikleri otobüsü nasıl oluyor da 23.00 de Harem'den kaldırıyorlar hiç anlamadım. Bir de biletli birini nasıl bırakırlar diye çok sinirlendim. Neyse ki yanda Çanakkale Truva vardı ve Radar'daki adam hemen beni oraya götürdü ve bana bilet aldı, bilet şansıma son biletti. Otobüs 24.00 de kalktı, rahat bir yolculuk yapabildim ama orada bilet olmasaydı herhalde Radar turizmi ayağa kaldırırdım. Radar'ın tek bir iyi yanı vardı, pazar sabah 6-6.30 gibi Gelibolu'da olacaktı, böylece bende az yanlız kalacaktım ama Truva da bu olmadı, otobüs 5 de Gelibolu da oldu, ben Hüseyin çıkana kadar otogardaki büfede bekledim. Hüseyin'le buluştuktan sonrası tam bir rüya zaten, herşey çok güzeldi. Onu o kadar çok özlemişim ki anlatamam. İlk gördüğüm an hiç gözümün önünden gitmiyor, sürekli o anı düşünüp durup durup gülüyorum. O an o kadar yakışıklı, o kadar sevimli, o kadar tatlı, o kadar mükemmeldi ki anlatamam (zaten bu kısmı ona mailde de yazdım). Gerçi benim sevgilim her zaman kusursuz ama o an bir başka güzel geldi bana. Süper geçen 7.5 saatin sonunda Hüseyin beni otogara bıraktı ve malesef ondan ayrılmak zorunda kaldım. Eve dönmeyi hiç istemedim, yanından ayrılıp, onu orda bırakmak gerçekten çok zor oluyor. İnsanın içinden bir şeyler akıp gidiyor. Bir de ayrılırken benim için endişelendiği için suratında değişik bir ifade de vardı, o şekilde bırakmak hiç mi hiç istemedim. Benim için endişelendi çünkü tam beni otobüse bindirirken otobüsün Harem'e gitmeyeceğini öğrendik. Gelibolu'ya giden tüm otobüs şirketleri bir garip galiba, veya hepsi beni buluyor. Hüseyin'de o saatte Esenler'den eve nasıl gideceğim diye epeyi bir endişelendi. Baktım gidemiyorum kuzenimi ararım dedim ama yine de pek tatmin olmadı bu fikirden. Neyseki otobüste bir bayan daha varmış karşıya geçecek de beraber geldik, hemde o da benim gibi asker yolu bekleyen biri hatta Hüseyin'in olduğu yerden. Yol boyunca sohbet ede ede geldik, Üsküdar'a kadar beraberdik. Çokta kolay oldu, Esenler'den servisle Beşiktaş'a oradan da motorla Üsküdar'a, Üsküdar'dan da taksiye bindim ve 23.15 gibi de evdeydim. Aşkım canım sevgilim boşuna beni merak etmiş oldu. Sabah işe gelince hemen Hüseyin'e rahat geldiğime dair mail yazdım, sonra da az önce aradı ve güzel sesini duyabildim. Ben canım sevgilimi şimdiden özledim, ne olacak benim bu halim hiç bilmiyorum.
Not: Resim o askere gitmeden önceki son geceden Aşkım, bitanem, canım içi ben seni çok seviyorum yaaaa....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder