
Dün sevgilimi akşam 19.30'da aradım ve inanılmayacak bir şey oldu, ilk denememde onunla konuşabildim ama nöbete gidiyormuş tam o esnada. O yüzden iki saniye konuşabildik, o iki saniyede ben hemen izin alıp alamadığını sordum. Belki izin vereceklerini ve nöbeti bittikten sonra geç vakitte beni arayacağını söyledi. Ben de bir ümitle bekledim tüm gece arar diye ama arayamadı. Belki nöbeti uzadı, belki telefon düşmedi, belki de çok yorulmuşta da hemen uyudu. Bunlardan hangisiyse artık, problem değil arayamaması tabiki ama ben meraktan çatlayacağım, acaba gerçekten izin alabilecek mi ve ben gerçekten sevgilimi görebilecek miyim... Bu soru bütün gece, hatta bütün gün, o beni arayana kadar kemirecek beynimi herhalde. Dün gece belki arar da o aradığında uyuyor olmayayım diye yarıma kadar uyanık kaldım (ancak dayanabildim), sonra da yatarken tüm telefonları baş ucuma koydum ama olmadı, olsun napalım bugün konuşuruz. Umarım o kadar beklediğime ve meraktan çatlamama değer ve yanına gidebilirim.
Ben her gün sıradan bir şekilde işime geliyorum, evime gidiyorum, çok nadiren de olsa dışarda bir şeyler yapıyorum, ablama gidiyorum ama değişmeyen bir şey var ki o da; Hüseyin'i düşünmeden bir anım bile geçmiyor. Şu son bir kaç gündür hemen hemen hergün bir saniyede olsa konuşabiliyoruz ama Hüseyin'in sesi bana hiç iyi gelmiyor. Hiç bir zaman oflamayan, puflamayan, söylenmeyen, hatta ben şakadan offflasam bile "off yok" diyen sevgilim şimdi hep bir bıkkın, sıkkın ve söylenen konuma geldi. Bu nasıl bir şey hiç anlamıyorum, onun kadar sabırlı bir insanı bile bu hale getirdiklerine göre diğer askerlerin kendilerini jiletlemeleri, intihar etmeye çalışmaları çok normal gelmeye başladı artık bana. Çünkü benim sevgilim her kötü durumdan iyi bir yan görmeyi başaran, en büyük sıkıntılara bile göğüs geren güçlü bir insandır. Ama şimdi Hüseyin ofladığına göre askerlik gerçekten bir hapis hayatı değil de ne? Zaten geçenlerde kendi de hapisteyim burda dedi, bende telefonlarımız dinleniyor diye öyle deme tatildeymişsin gibi düşün dedim ama sonra düşündüm de benim onu hiç anlamadığımı düşünmemiştir umarım. Gerçi onun düşüncelerini okumaya çalışmamalıyım çünkü ben ne zaman bunu yapsam yanılıyorum, çünkü benim aşkım hep pozitif düşünür. Eminim şimdi de öyle yapmıştır.
Bugün aşkımız ve anılarımızdan değil de daha çok Hüseyin'in nasıl bir insan olduğundan bahsettim ve bugünlük de bana ayrılan süre burada sona erdi.
Aşkım, meleğim, bitanem sabret az kaldı yanına gelmeme, gönlünü ferah tut. Ben seni çok seviyorum, çok özlüyorum ve hemen hemen aynı acıları bende yaşıyorum. Şu anda askerde(hapiste) olan ben değilim ama, SENSİZ İstanbul da benim için bir HAPİS...
Not: Resimdekiler şuanda bulunduğu yerden yani Fabrikadan arkadaşları, aşkım yine çok şeker :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder