
Dün inanılamayacak kadar büyük bir salaklık yaptım, akşam eve geldim ama iftara geç kaldığım için çantamı bir köşeye fırlattım ve fırlatış o fırlatış. İftardan sonra da sırtımın ağrısıyla yattım ve bir daha da kalkamadım, hatta Hüseyin'imi aramak için bile ayağa kalkamadım (yani o kadar kötüydüm). Saat 11 de yatağıma geçmek için kaltığımda telefonuma bakabildim ve ne göreyim Hüseyin aramış beni :( Telefonumun sesi iş yerinde kapalı olduğu için haftasonları hariç sesini açmadığım için aradığını duyamadım tabiki. Cevapsızı görünce nasıl üzüldüm nasıl üzüldüm anlatamam ve kırk saat salaklığıma kızdım. Halbuki daha dün cebini neden hiç açamadığından bahsediyordum. Bundan sonra telefonumu heryere yanıma alacağım. Aşkım birde mesaj atmıştı, 69 gün üstüne ondan mesaj almak o kadar güzeldi ki anlatamam. Şimdi düşündüm benim listemde gideli 81 gün olarak gözüküyor ama aslında gideli 69 gün oldu çünkü ben o 81'i askerliği başladığı günden itibaren sayıyorum halbuki Hüseyin 1 Ağustosta askerdi ama 12 Ağustosta teslim oldu. 81'e göre düşünürsek neredeyse yarıladık diye düşünüyordum ama şimdi yarılamaya epeyi bir gün var. Benim listemde Hüseyin toplam 171 gün asker, halbuki 12 günü saymam gerekiyor, yani 159 gün onun burada olmayacağı gün sayısı. Kısacası yarılayabilmemiz için daha 10-11 günün geçmesi gerekiyor. Neyse şimdi bunları sayıp kendimi üzmemem gerekiyor. Bari şu illeri geri geri saymaya başlasak da kendimi biraz daha iyi hissetsem. Birde Adana olsa çok güzel olacak :) Aşkım, sevgilim, canımın içi, bitanem seni çok özledim ben ya. Keşke bir yolu olsa da bayramda yanında olabilsem, şimdiden bunun hayalini kurmamalıyım ama kendime engel olamıyorum. Büyük ihtimalle ya size izin vermeyecekler ya da annen ve büyükbaban gelecek yanına. Ama bir daha ki gidişimde 5 hafta gibi uzun bir ara olmaz umarım, çünkü 5 hafta dayanılmaz oluyor. Şimdilik bu kadar yazıyorum, Aşkım'ı çok ama çok seviyorum... Not: Resimde annesi ve babasıyla (gerçi artık herkes tanıyordur ama yine de yazayım dedim)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder