
Bugün tam olarak 111 günümüz kaldı, yani 3'te 1'inden çoğu geçti ama bana hala çok çok günümüz var diye geliyor. Dün Hüseyin'le konuştuk ve malesef bölük ceza almış ve bu hafta sonu çarşı iznine çıkamayacaklarmış :(((( Yani ben canım sevgilimin yanına gidemeyeceğim ama ne yapalım bende büyük teftiş bittikten sonra giderim yani ayın 9'u geçtikten sonra ki hafta olan 15-16'sı olan hafta sonu. Ama tabi ki çok ama çok üzüldüm, belli etmedim ama içimden bir şeylerin akıp gittiğini hissettim. Bütün hafta kendimi hazırlamıştım, ne güzel gidecektim, ne güzel kokusunu duyabilecektim,... bir sürü şey vardı aklımda ama bunların hiç biri olamayacak. İlk bir bocalamadan sonra hemen kendimi toparladım ve olsun, 15-16'sında kesin gelirim dedim. Onunda sesi kötü oldu tabi ve yine seni çok özledim dedi bir iki kere. Bende onu çok özledim ve bu hafta sonu onun yanında olmak verken yine İstnabul'da olacağım ve onsuz olacağım için çok çok üzgün olacağım, hatta şimdiden çok çok üzgünüm... Dün sevgilime yine uzun bir uğraşın sonunda ulaşabildim, ilkinde onbaşının biri kırk saat beni hatta beklettikten sonra ikincisinde tam nöbeti bitmiş, telefonun yanındaki masaya oturmuş ve ben aramışım. Ne kadar güzel bir tesadüf değil mi? Hüseyin her ihtimale karşı belki Perşembe(yani bugün) bir değişiklik olur da çarşı izni verirler diye beni ümitlendirdi ama olmazsa da canımız saolsun ne yapalım. Onun sağlığı, keyfi yerinde olsun da gerisi boş, ben göremesemde olur. Mesela sevgilim çok uzakta da olabilirdi ve benim bu 6 ay süresince onu hiç görme şansım dahi olmayabilirdi. O yüzden buna da şükretmek lazım... Mesela işe gidip gelirken tanıştığım bir kız var, Figen, onun 2 yıllık erkek arkadaşı uzun dönem er ve daha 270 günleri var veya bu blog sayesinde tanıştığım ve mailleştiğim Tertibim Ayşen var, onun 10 yıllık erkek arkadaşı, şu anda nişanlısı kısa dönem ama Van'da. Allah onlara sabır versin. Ben yine söylenmeyeyim, çarşı iznine ilk çıktığında ben sevgilimin yanında olabileceğim ya onlar ne yapsınlar. Ben dün bizim aşkımızdan bahsediyordum yarım kaldı, hemen devam edeyim. Benim sevgilim öyle şeker, öyle mükemmel, öyle kusursuz ki Allah herkese onun gibi bir sevgili nasip etsin ve herkesi benim kadar mutlu etsin. Hep diyorum ya ben dünyanın en şanslı bayanıyım diye gerçekten de öyleyim. Bir kere olsun beni kırmamış, üzmemiş, kızdırmamış, kötü hiç bir şey yapmamış bir sevgilim var da ondan çok şanslıyım. Beni hep mutlu etmiş, hep yüzümde gülücükler olmasını sağlamış ama o gülücüklerin kendinden değil de benden kaynaklı olduğunu savunmuş biri. Ben onunlayken mutluyum ve onun sayesinde gülüyorum ama o bana diyor ki sen benim "mutluluk perimsin", bende ona diyorum ki "hayır mutluluk perisi değil, senin sayende mutlu periyim" :) Bugünlük bu kadar anlatıyorum, arkası yarın. Bu arada Maşallah :) Aşkım, bitanem, sevdiğim seni çok özledim ve bu pazar yanında olamayacağım diye çok üzgünüm çünkü seni deliler gibi ÖZLEDİM ve tabiki çok SEVİYORUM...
Not: Resimde Reyhan Teyze ve Hamit Amca'yı yolculuyoruz, Cuma akşamı saat 11 civarı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder